30 Nisan 2016 Cumartesi

Kendi Kendini Döllemek için Erkek Organı Geliştiren Dişi Cichlid

Tek başına kalan bir dişi cichlid, kendisini döllemeyi ve yavru üretmeyi başardı.

Hull Üniversitesinde bulunan cichlid, Pundamilia pundamilia ve Neochromis omnicaeruleus türlerinin insan eliyle çaprazlanmasıyla üretilmişti.

Düzinelerce kardeşi gibi, bir akvaryumda tek başına tutuluyordu ama yanında hiçbir balık olmamasına rağmen, iki yıllık bir süreç içerisinde kırktan fazla yavru doğurdu.

Bu durum, kendi kendini dölleme olarak bilinmektedir. Çiçekler ve böcekler arasında oldukça yaygın bir üreme yöntemidir ama omurgalılarda çok nadir görülür.

Mangrov Killifishi (Kryptolebias marmoratus) kendi kendini döllediği bilinen az sayıdaki omurgalıdan biridir. Bu beceriyi, bir eş bulmak her zaman kolay olmadığı ve belli iç üreme risklerine rağmen kendi kendine üremek hiç ürememekten daha iyi olduğu için geliştirdiği düşünülmektedir.

80 benzer melez dişi arasından sadece birinde kendi kendini döllenme görülmesinin nedeni belirsizdir ama araştırmacılara göre bu, farklı cinsiyet belirleyici genlere sahip ebeveynlerinden ötürü, melek balığın doğasının neden olduğu genetik bir 'yeniliktir'.

Balık, ağızda kuluçka yapmaktadır ve ağzında tuttuğu yumurtaları, suya saldığı ve sonrasında yuttuğu spermlerle dölleyerek üretimi başarabilmiştir.

Kırk yavrusundan on yedisi erişkinliğe ulaşmıştır. Bu balıklar da tek başlarına tutulmuş ama süreç içinde hiçbiri aynı kendi kendini dölleme becerisini sergilememiştir. Bununla birlikte bu yavrular, bilim adamlarının 'iç döllenme baskılanması' adını verdiği, sonradan gelen nesillerde doğum bozukluklarına yol açabilen minimal genetik çeşitliliğe sahip olmuştur.

Kendi kendini dölleyen dişinin analizinde, normal üreme organlarının yanı sıra sperm içeren dokular geliştirdiği bulgusuna ulaşılmıştır.

Çalışma, Royal Society Open Science dergisinde yayınlanmıştır.


Çevirmen: Anıl Altın
Kaynak: practicalfishkeeping.co.uk
İlgili makale: Ağaçlarda Saklanarak Hayatta Kalan Balık

Koi Havuzu için Lotus

Yazan: Larry Nau

Koi havuzu, akvaryum hobisindeki birçok zirve noktasından biridir. Koiler, harika renkleri ve sıra dışı kişilikleri ile olağanüstü balıklardır. Hangi akvarist, müstakil evinin arka bahçesinde, içerisinde bu harika balıkların bulunduğu 35.000 litrelik bir havuzu olsun istemez ki? Ancak 75 cm. ve üstüne çıkabilen boyları ile koiler doymak bilmez bir iştaha sahiptir. Yiyecekler sizin tarafınızdan sağlansın veya havuzda doğal olarak bulunsun, sürekli bir arayış içerisindedirler.

Bu aç balıkların menüsünde yer aldıklarından, havuz bitkilerini koi havuzunda bulundurmak çoğunlukla zordur. Koiler, Elodea gibi yumuşak yapraklı su altı bitkilerini afiyetle yer. Su Sümbülü gibi yüzey bitkilerinin köklerini kopartırlar ve geriye, yüzeyde hareket eden parçalar kalır. Nilüferler de sağ kalamaz; koiler genellikle yüzen yapraklarını ve bazı zamanlarda çiçeğin kendisini de yiyecektir.

Peki koilerle bir arada tutulabilecek herhangi bir bitki var mıdır? Bu soruya cevabım evet olacaktır ve bu bitki Lotustur (Nelumbo cinsi).

Lotus ve Koi

Öncelikle Lotus, Asya bitkisidir (Kuzey Amerika'da görülen türleri de vardır) ve koiler de Japonya'ya özgü balıklar olduğundan, bu iki canlıyı bir araya getirmek bir Asya teması oluşturur. İkincisi, Lotuslar sığ sularda yetişir; bitkileri su seviyesi saksının hemen üstünde olacak şekilde dikmek idealdir. Bu şekilde koiler saksıdaki toprağı eşeleyip bozamaz.

Ayrıca Lotus gövdeleri, kısa ve sert dikenlerle kaplıdır. Bunlar aç koilere karşı iyi bir savunma oluşturur. Lotus, ilk birkaç yüzey yaprağının ardından gelişir ve suyun dışına çıkar. Havadaki yapraklar ve çiçekler, koi tehdidinden uzakta olacak şekilde su yüzeyinin 180 cm. yukarısına kadar büyüyebilir. Lotus yaprakları ayrıca gölgeler oluşturur ve bu, koiler için faydalıdır. Son olarak Lotusun, güvenli bir şekilde koilerden uzakta, havuzun hemen yanında bir kap içinde yetiştirilmesi de mümkündür.

Lotus Güzelliği ve Varyeteleri

Dünya genelinde 800'den fazla Lotus varyetesi vardır. Lotuslar sadece 60 cm. uzunluğunda olabildiği gibi, 180 cm. uzunluğa erişebilir ve 30 cm. çaplı çiçeklere sahip olabilirler.

Çiçekler, toplam taç yaprağı sayısıyla ilişkili olarak tek veya çift olabilir. Çiçek, sarıdan beyaza ve kırmızıdan pembeye kadar çeşitli renklerde olabilir. Lotus yaprakları, mikro tüylerle kaplı olduğundan göz alıcıdır. Mikro tüyler, su damlalarının yaprak yüzeyinden cıva gibi akıp gitmesine neden olur. Sabah çiyinin veya yaz yağmurunun Lotus yaprağı üzerinde akıp gitmesini izlemek harikadır. Nihayetinde, ömrünün sonuna geldiğinde çiçek bir tohum kapsülüne dönüşür. Çiçekçiler bu kapsülleri çiçek demetlerinde süsleme amacıyla kullanmaktadır.

Lotus Ekimi

Lotus, su bahçesi tedarikçilerinden çoğunlukla saksılı yerleşik bitki olarak satın alınır. Eve getirildiğinde saksı toprağının üst kısmına bir miktar çakıl konulur ve lotus suya bırakılmaya hazırdır. Daha önce belirtildiği gibi, sıcak suyu sevdiği ve güneş ışığını maksimum seviyede alması için sığ suda tutulmalıdır.

Sıklıkla, kolay nakliyat veya özel bir varyeteyi edinmek için bir lotus yumru kökü satın almak gerekir. Bitkinin ekimini, bu yumru kökü yaklaşık 55 cm. çapa sahip bir saksıda, sadece 25 cm. derine yerleştirerek yapmak idealdir. Bu sayede bitki, birkaç mevsim gelişecek yeterli alana sahip olacaktır.

Saksının alt yarısını ticari sucul saksı toprağı ve humuslu toprak ile doldurun. Kesik ucu saksının kenarına dönük olacak şekilde, yumru kökü yerleştirin. Ters uçtaki büyüme ucu merkezde ve hafifçe yukarıya dönük olmalıdır. Saksının kalan kısmını dikkatlice toprak karışımı ile doldurun ve içeride hava boşluğu kalmayacak şekilde yukarıdan toprağa baskı uygulayın. Yumru kökün büyüme ucuna çok dikkat edin; eğer bu uç zarar görürse veya koparsa, bitki ölebilir.

Sonrasında saksıyı toprağı ıslak olacak şekilde birkaç hafta boyunca güneşli bir noktada bırakın. Lotus geliştiğinde, her iki veya üç haftada bir toprağına üç adet misket gübre yerleştirin. Lotusa gübre verilmesi, maksimum büyüme ve çiçek oluşumu için önemlidir.

Lotus Bakımı

Yerleşik bir Lotusun çok az bakıma ihtiyacı olur. Tamamen kahverengiye dönen ölü yapraklar kesilip alınmalıdır. Yeşil yaprakların su altından kesilmesi, gövdeye su dolmasına ve bitkinin ölmesine yol açabilir.

Lotus için en yaygın zararlı, yaprak bitidir. Bu bitki özü emici böcekler, en çok yaz sıcakları boyunca görülür. En iyisi, bunları bahçe hortumuyla sulayarak uzaklaştırmak ve balıklara yem yapmaktır. Tamamen güvenli ve etkili organik yaprak biti spreyleri de mevcuttur.

Soğuk havalarda Lotus yaprakları öldüğünde ve kahverengi renk aldığında, bunları kesip alın. Kış uykusu için Lotusunuzu en az 60 cm. derine gömün. Eğer Lotus yumru kökü donarsa, bitki ölecektir.

Sonuç

Lotuslar, koi havuzunuzda göz alıcı çiçekli yeşil alanlar oluşturmak için harika seçimler olur. Havuz ortamınıza şaşırtıcılık ve cazibe hisleri katacaklardır.


Çevirmen: Anıl Altın
Kaynak: tfhmagazine.com
İlgili makaleler: Koi

24 Nisan 2016 Pazar

Zehirli Ortamda Hayatta Kalabilen Balık

Poecilia mexicana (Üstte erkek ve altta dişi)
Yakın tarihli bir araştırma, olağanüstü koşullarda yaşayabilen bir balığın bu zorlu ortamlara nasıl uyum sağladığına dair yeni bir anlayış ortaya koydu.

Güney Meksika'da, Kısakuyruk Moli veya Atlantik Molisi olarak bilinen tür (Poecilia mexicana) üzerinde araştırma yapan bilim adamları, toksik ve asidik sularda yaşamasını sağlayan genetik bir mekanizma keşfettiler. 2,5 cm'den küçük olan bu balıklar; tropikal sularda, acı sularda ve volkanik olarak etkilenen ve hidrojen sülfür içeren kaynaklarda yaşayabiliyor.

"Bu balıklar oldukça sıra dışı," diyor Washington Devlet Üniversitesi Biyolojik Bilimler Okulunda genom bilim insanı olarak çalışan Joanna Kelley, "Aynı suya konulan normal balıklar, en fazla bir dakika dayanabiliyor."

Üç drenajda çalışan araştırmacılar, üç takım hidrojen sülfüre dayanıklı balık ve tatlı su balığındaki genleri kıyasladılar.

Joanna Kelley: "Araştırma yaptığımız tatlı su sisteminde otuzdan fazla balık türü yaşarken, sülfürik kaynaklarda sadece moliler vardı."

Molecular Biology and Evolution (Moleküler Biyoloji ve Evrim) dergisinde yayınlanan araştırma, Kelley'e göre doğadaki şartların, laboratuvarda oluşturacakları kontrollü şartlarla benzeştiği nadir bir 'doğal deneydi'.

Araştırmacılar, molilerdeki 35.000'den fazla genin yaklaşık 170'inin, hidrojen sülfürün zehrinin etkisini gidermek üzere aktif olduğunu keşfettiler. Farklı sistemlerde diğer araştırmacılar tarafından yapılan geçmiş çalışmalarda da aynı genlerin hidrojen sülfürü zehirsizleştirildiği görülmüştü.

Kelley: "Burada hidrojen sülfür uzakta tutulmuyor ve diğer bazı alakasız genlerin aktif olma gerekliliği de söz konusu değil. Burada, daha önce hidrojen sülfürün zehirsizleştirilmesini sağlamış genler aktif oluyor veya açılıyor. İşte gerçekten heyecan verici bölüm burası."

Kansas Devlet Üniversitesinde yardımcı doçent olan ve araştırmaya katılmış Michael Tobler, çalışmanın, strese neden olan diğer durumlara karşı türlerin nasıl uyum gösterebildiği konusunda bilim adamlarına ışık tutabileceğini belirtiyor.

Tobler: "Bu habitatlardaki doğal kirleticiler, bize gelecekteki durumlar için örnek oluşturuyor ve insan eliyle oluşan değişimler veya kirlilikle bozuluma uğrayan ekosistemler hakkında düşünmemize fırsat tanıyor. Buradan hareketle, kirleticiler giriş yaptığında bir ekosistemde nasıl değişimler olduğunu ve organizmaların bunlarla nasıl baş ettiğini öğrenebiliriz."

İnsanlarda düşük seviyelerde hidrojen sülfür; beyin, kalp ve diğer organlardaki fizyolojik süreçlerin düzenlenmesine katkı sağlayan bir sinyal molekülü olarak görev üstleniyor. Kelley ve arkadaşlarının yürüttüğü çalışma, bunun nasıl gerçekleştiğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.


Çevirmen: Anıl Altın
Kaynak: practicalfishkeeping.co.uk

19 Nisan 2016 Salı

Aslan Balıkları

Okyanuslardaki hiçbir balık grubu, hem güzellik hem tehlike açısından Aslan Balıkları ile boy ölçüşemez. Sadece nazikçe dalgalanan yüzgeçleri, etkileyici renklenmeleri, temkinli hareketleri ve yutucu ağızlarıyla göz alıcı güzelliğe sahip değillerdir, aynı zamanda dikkatsiz akvaristlerin acı verici şekilde sokulmalarına neden olabilen zehirli dikenlerle donatılmışlardır. Tüm bu gösterişli yapılarına rağmen Aslan Balıkları, deneyimli tuzlu su akvaristleri için uygun, barışçıl, oldukça dayanıklı ve hastalıklara dirençli akvaryum sakinleridir.

Akvaryum Büyüklüğü Ne Olmalı?

Çok popüler olan Volitan Aslan Balığı (Pterois volitans), çoğu tuzlu su akvaristi tarafından tipik Aslan Balığı olarak görülür ve bu cinsteki antennata ve radiata gibi diğer türler de yaygın olarak satışa sunulur. Erişkinliğe ulaştıklarında kuyruk dâhil olmak üzere 25 ila 40 cm. uzunluğunda olurlar; görece aktif olmayan yüzücüler olsalar bile büyük bir akvaryumda (minimum 280 litrede) bakılmalıdırlar. Peki, daha küçük akvaryumlara sahip akvaristler Aslan Balığı bakamazlar mı? Kesinlikle bakabilirler. “Cüce Aslan Balıkları” adı verilen diğer bir grup, bu boşluğu doldurur ve bunlar da yaygındırlar. Fu Manchu Aslan Balığı (Dendrochirus biocellatus) kuyruk dâhil olmak üzere 15 cm. uzunluğa ulaşır ve 110 ila 180 litre aralığında hacme sahip akvaryumlarda bakılabilir. Bu daha küçük Aslan Balıkları, iri kuzenleri kadar güzeldir ve ayrıca yine güçlü bir sokma etkisi yaratabilirler.

Sınıflandırma ve Dağılım

Aslan Balıkları, Scorpaenidae familyasından Akrep Balıklarına ve özellikle, Pteroinae alt familyasına bağlıdır. Toplamda beş cins ve on altı birey bulunmaktadır ve bu beş cinsten ikisine mensup on bir tür, tuzlu su hobisinde yaygın olarak görülür. Bu Pterois ve Dendrochirus cinsleri, hem erişkin büyüklükleri hem de güzel göğüs yüzgeçlerinin biçimleri ile birbirlerinden kolayca ayırt edilebilir. Dendriochirus cinsindeki Aslan Balıklarında göğüs yüzgeci kılçıkları, kuyruk sapına (pedinkül) erişmez; genel olarak yüzgeç kılçıkları dallıdır ve her bir kılçığı bağlayan zar sayesinde yekpare yelpaze biçimi oluştururlar. Pterois cinsindeki Aslan Balıkları ise kuyruk sonuna kadar ulaşabilen uzun yüzgeçlere sahiptir ve çoğu yüzgeç kılçığı, ayrı ayrı tek başlarına uzun dalgalı zarla kaplıdır.

Aslan Balıkları, Hint-Pasifik’te (Orta ve Batı Pasifik) ve Kızıldeniz’de yaşar*. Çok azı yaygın bir dağılıma sahiptir; örneğin Russell Aslan Balığı (Pterois lunulata) subtropikal ve tropikal sularda hem resiflerde hem kayalık ortamlarda görülür. Diğer Aslan Balıklarının ise çok sınırlı dağılımları vardır; örneğin Hawaii Aslan Balığı (Pterois sphex) sadece Hawaii Adaları’nın etrafındaki sularda bulunur.

* Çevirmenin notu: Aslan Balıkları günümüzde, sonradan giriş yaptıkları Atlantik ve Karayipler’de istilacı tür olarak ciddi sıkıntılara yol açmaktadır.

Aslan Balıklarının Akvaryumda Bakımı

Bir veya daha fazla Aslan Balığının bakılacağı akvaryumun büyüklüğü, seçilen türe bağlı olacaktır. Daha küçük yapılı cüce Aslan Balıkları, daha küçük akvaryumlarda bakılabilir. Bu balıklar sakin yapılı ve kayaların arasında saklanma veya kovuklarda baş aşağı durma eğiliminde olduklarından, küçük akvaryumlar (110 ila 180 litre) uygun olur. Genel olarak Pterois cinsine mensup türler ise 180 ila 375+ litrelik akvaryumlara ihtiyaç duyar. Erişkin bir Pterois volitans, 40 cm. olabilir ve 280 litreden az hacme sahip akvaryumlarda tutulmamalıdır. Bu balıkları çok daha küçük akvaryumlarda beslediklerini söyleyen kişiler gördüm ama onlara tavsiyem, kısa zaman içerisinde daha büyük bir akvaryum kurmaları gerektiği oldu.

Dekorasyon ihtiyaçları, türler arasında değişkenlik gösterebilir; neredeyse tüm Aslan Balıkları gün doğumu ve gün batımı avcılarıdır ve gündüz saatlerinde zamanların çoğunu askıda durarak ve saklanarak geçirirler. Pterois antennata ve radiata türleri, gündüz saatlerinin neredeyse tamamını saklanarak geçirecektir, bu yüzden akvaryumda kovukların ve korunaklı kayaların bulunması yararlı olur. Pterois volitans ise gündüz de gece de açık sularda bulunmayı tercih eder. Cüce Aslan Balıkları da gündüzleri saklanacaktır; yine de ortama alıştıklarında açık alanlarda da vakit geçirmeye başlayacaklardır. Tüm Aslan Balığı türlerinin genç bireyleri oldukça utangaçtır ve zamanlarını kayaların arasında saklanarak geçirirler. İyi haber, birçok Aslan Balığının akvaryum yaşamına ve bireysel aydınlatma programınıza alışacak olmasıdır; birkaç aylık saklanma ve askıda kalma döneminden sonra açık alanlarda daha fazla vakit geçireceklerdir. Kimi uzmanlara göre Aslan Balıkları resif akvaryumları için ideal balıklardır. Herhangi bir mercana zarar vermeyecekleri konusuna katılsam da resif akvaryumunda yanına konulabilecek hayvanlar sınırlıdır. Eğer kendisiyle aynı büyüklükte veya ondan daha küçük balıklar ve süslü karidesler veya yengeçler yoksa, böyle bir resif akvaryumunda Aslan Balığı bakılabilir. Aslan Balıklarına resif akvaryumunda bakmak sizin şahsi kararınızdır diyebilirim çünkü hem diğer balıklarla birlikte cüce Aslan Balığı bakılan resif akvaryumları hem de tek başına Volitan Aslan Balığı bakılan resif akvaryumları gördüm.

Yaygın Görülen Aslan Balığı Türleri (Küçükten Büyüğe Sıralama)

Cüce Aslan Balıkları (Dendrochirus cinsi)

Dendotrichus biocellatus
Adı: Fu Manchu Aslan Balığı (Dendrochirus biocellatus)

En fazla ulaşabildiği boy: 12 - 15 cm.

En az akvaryum hacmi: 110 litre

Genel yorum: Fu Manchu Aslan Balığı, ağzının kenarlarından dışarı doğru uzamış iki geniş bıyık ucu ile kolayca ayırt edilebilir. Kırmızı - turuncu vücut rengine sahiptir ve üzerinde siyahımsı benekler bulunur. İki yekpare göğüs yüzgeci, İspanyol Dansçısınınkine (Hexabranchus sanguineus) benzer yelpazeleri andırır. Zayıf bir yüzücüdür; bunun yerine, zemin üzerinde hızlıca hareket etme eğilimindedir ve zaman zaman da hoplayarak ilerler. Beslediğim tüm Aslan Balıklarının içerisinde Fu Manchu Aslan Balığı, türdeşlerine karşı çok daha agresif olanlardan biridir. 675 litrelik akvaryumda dahi, birbirlerini rahatsız etmeksizin iki Fu Manchu Aslan Balığına bakabilmem mümkün olmadı.

Bu türün en dikkat çekici özelliklerinden biri, avını izleme davranışıdır. Avını tespit eder etmez ona yaklaşır ve kafasını ve solungaç kapaklarını iki tarafa sallamaya başlar. Av, yakalama mesafesine girdiğinde, Aslan Balığı ritmik şekilde sırt dikenlerini geriye ileriye kıpırdatmaya başlar ve avını yutmaya hazır olduğunda göğüs yüzgeçlerinin alt kısımlarını titretir.

Fu Manchu Aslan Balığı, ev akvaryumlarında bakılması en zor Aslan Balıklarından biridir çünkü nakliyat şartlarına karşı hassastırlar ve canlı yemlerden hazır yemlere geçiş yapmaları kolay olmaz. Bu balıklar, sahip olduğum en utangaç ve tedbirli Aslan Balığı türleri arasındadır ve akvaryumda balığın saklanabileceği kovukların ve saklanma noktalarının olması zorunludur. Başlangıçta zamanlarının çoğunu kayaların arasında geçirirler ve sadece yem için dışarı çıkarlar. Akvaryumda hızlı yüzen balıklarla yem konusunda rekabet etme sıkıntıları olacaktır ve özel olarak yemleme yapılmadıkça açlık çekeceklerdir. Akvaryumda yemlere alıştırmak için ilk verilecekler arasında canlı hayalet karidesler olabilir ve kendisini rahat hissettiğinde ve saklandığı yerden dışarı çıkmaya başladığında, hazır yemler sunulmaya başlanabilir.

Dendrochirus brachypterus
Adı: Tüylü Cüce Aslan Balığı (Dendrochirus brachypterus)

En fazla ulaşabildiği boy: 18 - 20 cm.

En az akvaryum hacmi: 110 litre

Genel yorum: Tüylü Cüce Aslan Balığı, muhtemelen akvaristler için ev akvaryumlarında bakılabilecek ideal cüce Aslan Balığıdır çünkü dayanıklıdırlar, hastalıklara dirençlidirler, hazır yemlere kolayca alıştırılabilirler ve aktif yüzücüdürler. Benzersiz tüylü görünüme sahiptirler ve dikenler ve desenlerle bezeli yarı dairesel göğüs yüzgeçleri bulunur. Göğüs yüzgeci kılçıkları kısadır ve yekpare zarla birbirlerine bağlıdırlar. Gündüz saatlerinde kovuklarda veya yumuşak mercanların üzerinde baş aşağı pozisyonda durma eğilimindedir. Gün doğumu ve gün batımında çok aktif olur ve yiyecek arayışına girer. Akvaryum ortamında baktığım tüm Tüylü Cüce Aslan Balıklarım birkaç ayın ardından odaya girdiğimde beni algılayıp bana doğru yüzmeye alıştılar ve hareketleriyle benden onlara yiyecek vermemi istediler.

Tüylü Cüce Aslan Balığının üç renk varyetesi vardır: Donuk kahverengimsi, güzel kırmızımsı ve nadir sarı form. Elbette, kırmızıların, sarıların ve kahverengilerin kombinasyonu görülür. En sık bulunanlar kahverengi / kırmızı ve kahverengi / donuk sarı olanlardır. Bununla birlikte, geçtiğimiz on yılda az sayıda yekpare kırmızı ve sarı renkte Tüylü Cüce Aslan Balığına da rastladım. Erişkin erkekler, dişilerinkine göre daha iri kafaları, daha uzun göğüs yüzgeçleri ve göğüs yüzgeçleri üzerindeki altı ila on adet bantları (veya şeritleri) ile kolaylıkla ayırt edilebilir. Dişilerin ise göğüs yüzgeçlerinde sadece dört ila altı adet bant bulunur. Doğada tek başlarına veya üç ila on bireyden oluşan gruplar hâlinde yaşarlar ve büyük bir ev akvaryumunda (en az 375 litrelik) iri bir baskın erkekle birkaç dişiyi bir arada tutmak mümkündür. Uzun yıllar boyunca bir erkek ve iki dişiden oluşan bir gruba baktım ve erkek balığım, bir dişiyle düzenli olarak çiftleşti. Sınırlı alanın olduğu ortamlarda türdeşler arasında sıkıntılar çıkabileceğinden, daha küçük akvaryumlarda ise tek bir bireyin bakılması önerilir. Diğer Aslan Balıklarının aksine bu, resif akvaryumları için uygun olabilecek bir türdür; küçük bir ağza sahiptir ve kendisiyle benzer büyüklükteki balıkları çoğunlukla rahatsız etmez.

Dendrochirus zebra
Adı: Zebra Cüce Aslan Balığı (Dendrochirus zebra)

En fazla ulaşabildiği boy: 15 - 20 cm.

En az akvaryum hacmi: 110 litre

Genel yorum: Zebra Cüce Aslan Balığı, hoş bir türdür ve hobide en yaygın bulunan küçük Aslan Balıkları arasındadır. Solungaç kapağının alt kısmındaki koyu noktası ile kolayca ayırt edilebilir ve göğüs yüzgecinin iç kısmında eş merkezli şeritler yer alır. Göğüs yüzgeci zarları, neredeyse yüzgeç kılçıklarının ucuna kadar uzanır ve yekpare bir ağ meydana getirirler. Vücut desenleri ise birbirini izleyen koyu ve açık kahverengi şeritlerden oluşur. Bu türde, cinsiyetlere dair çok az fark bulunur ve deneyimime göre görünüşlerine bakarak cinsiyet ayrımı yapmak imkânsızdır. Zebra Cüce Aslan Balığının bakımı, Tüylü Cüce Aslan Balığınkiyle aynıdır. En önemli noktalar, balığa akvaryumda bolca saklanma yerinin, çeşitli besleyici yemlerin ve iyi su kalitesinin sağlanmasıdır.

Orta Büyüklükteki Aslan Balıkları (Pterois cinsi)

Adı: Antennata Aslan Balığı (Pterois antennata)

En fazla ulaşabildiği boy: 20 - 23 cm.

En az akvaryum hacmi: 200 litre

Genel yorum: Antennata Aslan Balığı, ev akvaryumlarında bakılabilecek dayanıklı ve orta büyüklükteki bir türdür. Sırayla kırmızı, beyaz ve kahverengi dikey bantlı desene sahiptir ve yüzgeç kılçığının yarısına kadar birleşen ağa sahip göğüs yüzgeçleri ile kolaylıkla ayırt edilebilir. Göğüs yüzgeçlerindeki ağsı alanda, göz noktalarını andıran bir veya daha fazla koyu nokta yer alır. Cinsiyetlere özgü desenler görülmez. Ev akvaryumlarında utangaç tutum sergiler ve başlarda zamanının çoğunu saklanarak geçirecektir. Eğer birden fazla birey varsa, akvaristin her biri için özel saklanma yerleri oluşturması gerekecektir. Deneyimime göre bu balık, balık yerine karides yemeyi tercih etmektedir; akvaryumda karideslerle yem yemeye alıştırıldıktan sonra hazır yemleri de kabul etmeye başlayacaktır.

Adı: Mombasa Aslan Balığı (Pterois mombasae)

En fazla ulaşabildiği boy: 18 - 20 cm.

En az akvaryum hacmi: 200 litre

Genel yorum: Bu derin su Aslan Balığı ağırlıklı olarak Güney Afrika’nın resif bayırlarında bulunur. Çoğunlukla yiyecek arayışı içerisinde, sünger ve yumuşak mercan yataklarında görülür ve neredeyse tamamen yengeçlerle beslenir. Mombasa Aslan Balığı, akvaryum ticaretinde sıklıkla Antennata Aslan Balığı ile karıştırılır. İki türü birbirinden ayıran dört temel özellik vardır. Bunlardan ilki, Mombasa Aslan Balığının daha büyük gözlere sahip olmasıdır; kafa büyüklüğüne göre iri gözleri vardır. İkinci özellik, Mombasa Aslan Balığının üzerindeki dikey çizgili desenlerin, neredeyse bulanık bir görünüme neden olurcasına kırmızı veya koyu kırmızımsı renkte olmasıdır. Üçüncü olarak, Mombasa Aslan Balığının göğüs yüzgecinin alt kısmında, ağ biçiminde üç ya da dört yüzgeç kılçığı bulunur; bu özellik Antennata Aslan Balığında yoktur. Son olarak da Mombasa Aslan Balığının göğüs yüzgecinde çok sayıda göz noktası yer alır ki Antennata Aslan Balığında göz noktası sadece yüzgecin vücutla bağlantı noktasında görülür.

Mombasa Aslan Balığının bakımı, Antennata Aslan Balığınınkiyle benzerdir. Mombasa Aslan Balığının herhangi bir balık tarafından rahatsız edilmeye karşı toleransı yoktur; kendisinden küçük balıkları yutar ve özellikle düşük su kalitesine karşı hassastır. Su kalitesi düştüğünde, gözlerine etki eden bakteriyel enfeksiyonlara maruz kalacak ilk balık çoğunlukla odur.

Pterois radiata
Adı: Radiata Aslan Balığı (Pterois radiata)

En fazla ulaşabildiği boy: 23 - 25 cm.

En az akvaryum hacmi: 240 litre

Genel yorum: Radiata Aslan Balığı, ağırlıklı olarak Kızıldeniz'de yaşar. Doğada ender bulunduğu düşünülür, dolayısıyla akvaryum ticaretinde sıklıkla görülmez ve yüksek fiyatlardan satışa sunulur. Benim düşünceme göre, renkleri ve desenleri ile neredeyse bukalemun benzeri şekilde değişkenlik gösterdiğinden, en güzel Aslan Balıkları arasındadır. Vücut desenleri, tamamı keskin beyaz çizgilerle birbirinden ayrılan koyu kırmızı, kahverengi, siyah-kırmızı ve kırmızı-yeşil geniş dikey şeritlerden oluşur. Kuyruk sapı üzerinde, kuyruğu işaret eden iki dikey şerit bulunur. Anal yüzgeci, ikinci sırt yüzgeci ve kuyruğu lekesizdir ve üzerlerinde nokta ya da desen bulunmaz. Göğüs yüzgeçleri, sadece alt çeyreğinde zarsı yapı görülen göz alıcı beyaz kılçıklara sahiptir. Radiata Aslan Balığı yüzerken, beyaz çizgili desenleri açıkça görülür şekilde göğüs kılçıklarını açar. Birkaç nedenden dolayı ev akvaryumlarında bakımı en zor türlerden biridir. Öncelikle, nakliyattan çoğunlukla hırpalanmış olarak gelir. İkinci olarak, pasif bir balıktır ve akvaryumda hızlı yüzen balıklarla yiyecek konusunda rekabet edemez. Üçüncü olarak, düşük su kalitesine karşı hassastır ve su kalitesi düştüğünde hastalıklara açık hâle gelir. Son olarak da ben onların balık yerine karides veya yengeç yemeyi tercih ettiklerine şahit oldum ve hayalet karides ve küçük yengeçler vererek onları yeme alıştırmak zorunda kaldım. Yem yemeye alıştıklarında bile hazır yemleri kabul etmeleri zor olur ama biraz sabırla, diğer yemleri de kabul edebilirler ve ev akvaryumlarında sağlıklı şekilde bakılabilirler.

İri Aslan Balıkları (Pterois cinsi)

Adı: Russell Aslan Balığı (Pterois russelli)

En fazla ulaşabildiği boy: 25 - 30 cm.

En az akvaryum hacmi: 280 litre

Genel yorum: Bu gruptaki en küçük Aslan Balıklarından biri olan Russell Aslan Balığı, orta büyüklükte ve büyük akvaryumlarda bakılabilecek, dayanıklı ve kirliliğe tolerans gösterebilen bir türdür. Doğada Güney Afrika’nın kıyı sularında, ağırlıklı olarak küçük balıklar ve kabuklularla beslendiği siltli çamurluk alanlarda ve haliçlerde yaşar. Hobide en yaygın görülen Aslan Balıklarından biridir. Genç balıkların beyazımsı vücut renkleri ve koyu kahverengi dikey şeritleri vardır; göğüs yüzgeçleri de soluk beyazdır ve üzerinde açık kahverengi ve mavi noktalar yer alır. Balık büyüdükçe vücut deseni daha ayrıntılı hâle gelir ve paslı kahverengimsi renge bürünür; göğüs yüzgeçleri de daha koyu renkte olur ve üzerindeki noktalar kaybolur. Anal yüzgeci, ikinci sırt yüzgeci ve kuyruğu lekesizdir ama üzerlerinde zaman zaman kahverengi noktalar görülür.

Russell Aslan Balıkları akvaryum hayatına kolayca ve hızlıca uyum sağlar. Neredeyse her zaman hazır yemlere alışır; bunun için sadece balığın birkaç gün aç bırakılması ve sonrasında önünde bir parça yemin “sallanarak” aklının çelinmesi gerekir. Russell Aslan Balığı zamanının büyük kısmını açık alanda geçirir ve çoğunlukla, yem arayışı içerisinde diğer balıklarla birlikte cesurca yüzer. Ben bu balıkların düzenli olarak beslendiklerinde çok çabuk büyüdüklerine tanık oldum ve bir yıl içerisinde 25 cm. uzunluğa kolayca erişeceklerdir.

Pterois volitans 'Red'
Adı: Volitan Aslan Balığı (Pterois volitans)

En fazla ulaşabildiği boy: 30 - 38 cm.

En az akvaryum hacmi: 320 litre

Genel yorum: Birisi Aslan Balığı sahibi olduğunu söylediğinde, çoğunlukla bu türden bahsediyordur. Hobideki en yaygın Aslan Balığı türü olan Volitan Aslan Balığı, büyük bir akvaryumda bakılabilecek dayanıklı ve kirliliğe karşı toleranslı bir balıktır. Doğada gün doğumunda ve gün batımında açık sularda yiyecek arar. Gündüz saatlerinde ise kovuk açıklıklarında ve güvenli alanlarda saklanma eğilimi gösterir.

Volitan Aslan Balığının renkleri hem çeşitli hem göz alıcıdır. Genellikle iki renk varyetesi vardır: Kırmızımsı / kahverengi çizgilere sahip kırmızı varyetesi ve siyah desenli siyah varyetesi. Siyah veya kırmızı renk miktarı, balığın yakalanma yerine bağlı olarak değişkenlik gösterir ve hatta tamamen siyah olanlarına da rastlanmaktadır. Genç balıklar, açık renk ve beyaz çizgilerle birbirinden ayrılan yoğun dikey şeritlere sahip olur. Göğüs yüzgeçleri orantısız olarak uzundur; her bir kılçık tek başına ağlıdır ve yüzgeçlerin merkezi açıkça lekesizdir. Balık yaş aldıkça çizgili vücut deseni daha karmaşık hâle gelir ve göğüs yüzgeçleri kısalır gibi görünür; kısa yüzgeçlere sahip, bodur ve iri bir balık şeklini alır.

Volitan Aslan Balığı, ev akvaryumlarında güzel ve ilgi çekici “temel balık” olur. Sıklıkla 5 cm’lik yavru balıklar satışa sunulur; sevimlidirler ve harika karakteriyle ilgi çekicidirler. Genç balıklar aktif yüzücüdür ve sürekli olarak yiyecek arayışı içerisindedirler. Volitan Aslan Balığı, neredeyse daima hazır yemlere alışma eğilimindedir ve bunun için çoğunlukla karides veya balık parçaları ile alıştırma yapılması gerekmez. Agresif bir avcıdır ve Tangler ve Wrasseler gibi hızlı yüzen balıklarla yiyecek konusunda rekabet edebilecektir. Kirliliğe karşı da aşırı hassas değildir ve tüm Aslan Balıkları arasında en dayanıklı olan türdür. Volitan Aslan Balığı ile ilgili esas problem, büyüklüğüdür; 5 cm’lik sevimli yavrular düzenli beslenmeyle bir yılın sonunda 20 ila 25 cm. ve sonraki altı ayın sonunda da 38 cm. uzunluğa erişecektir. Büyüklük olarak akvaryum arkadaşlarını çabucak geçebilir ve sıklıkla onları yiyecektir. Vücut uzunluğunun yarısından küçük herhangi bir balığı yiyecek olarak görür ve zaman içinde ona saldıracaktır. Buna ek olarak, geniş göğüs yüzgeci açıklığına sahip 38 cm. uzunluğundaki bir Aslan Balığı için büyük bir akvaryum gerekir; erişkinken daha ağırkanlı olmasına rağmen akvaryum içerisinde dönüş yapmaya ihtiyaç duyar, dolayısıyla minimum 45 cm. akvaryum genişliği gerekir.

Beslenme

Bir Aslan Balığı sahibinin karşılaştığı en büyük zorluk, balığına uygun besleyici yemler sunabilmesidir. Uygun olmayan beslenme, Aslan Balıklarıyla ilgili tüm problemler arasında en fazla sağlık sorununa yol açan konudur. Doğada Aslan Balığı küçük balıkları ve omurgasızları avlar. Ev akvaryumlarında ise ne yazık ki Japon Balığı veya canlı doğuranlar gibi hareketli canlı balıkları yemeye hazır olacaktır. Soruna yol açan neden, akvaristlerin elinde yemleme için sadece tatlı su balıklarının olması ve bunların da uygun besinleri içermemesidir. Esasen sürekli Japon Balıkları ile beslenen bir Aslan Balığı, yem olarak kullanılan bu balıklarla ilişkili sorunlar nedeniyle çoğunlukla erkenden ölecektir. Toonen ve arkadaşları (Toonen, 2000) tarafından yapılan bir çalışma, sazansı balıklarla beslenmenin yüksek yağlanmaya neden olduğunu ve balığın deniz balıkları için gerekli deniz temelli tüm yüksek doymamış yağ asitlerinden (HUFA) yoksun kaldığını ortaya koymuştur. Akvaristler için, ulaşılabilir tatlı su canlılarıyla yemleme açısından hayalet karidesler, en iyi seçenek olarak öne çıkar. Deniz balıklarına özel pul yemler veya deniz bitkileri ile beslenmiş hayalet karidesler, deniz temelli HUFA'lar açısından zenginleştirilmiştir ve ben henüz hayalet karides yemek istemeyen bir Aslan Balığına rastlamadım. Aslan Balığının sağlığının korunmasının ideal yolu, ona taze veya dondurulmuş çeşitli deniz besinlerinin sunulmasıdır. Buradan hareketle, akvaryumunda Aslan Balığına yeni bakmaya başlayan akvaristlere, ilk iki hafta ila bir ay boyunca Japon Balığı veya canlı doğuranlarla yeme alıştırma süreci uygulamalarını, sonrasında ise bu süreci sonlandırıp tamamen deniz temelli hazır yemlere geçmelerini öneriyorum.

Ancak burada başka bir sorun baş göstermektedir. Çoğu Aslan Balığı, yiyeceklerin canlıymış gibi görünmesine ihtiyaç duyar ve potansiyel avların bu hareketli yapısı, onların avlanma davranışını tetikler. Aslan Balığını hazır besinlere alıştırmanın en iyi yöntemlerinden biri, onu üç dört gün aç bırakmak ve sonrasında akvaryuma küçük ve bütün bir gümüş balığı eklemektir. Ben bunun ideal yönteminin, gümüş balığını saydam akrilik bir çubukla tutup Aslan Balığının görüş mesafesinde sallamak olduğunu buldum. Kilit nokta, Aslan Balığının ölü yemi canlı sanmasını sağlamanızdır. Bazı kimseler gümüş balığını bir şişin ucuna takıp veya parmaklarının arasında sallarlar ki ben bu uygulamaları önermiyorum. Aslan Balığı hazır yemlere alıştırıldığında, doğranmış karides (kabuklu şekilde), yengeç eti, balık parçaları, kalamar ve ahtapot gibi birçok deniz temelli besine geçiş yapılmasını doğru buluyorum. Ayrıca bu besinlere vitamin takviyesi yapılmasını da öneriyorum.
Aslan Balığını canlı olmayan yemlere alıştırmak biraz vakit alabilir ama alıştırma süreci, bakımın en kritik noktasıdır. Benim deneyimlerime göre, “aç bir Aslan Balığı, cesur bir Aslan Balığıdır” ve hazır yemlerin sunulmasından önce balığın aç bırakılması, çoğunlukla başarının anahtarıdır. Eğer canlı yemlerin verilmesi isteniyorsa, denizden toplanan tekeler, yengeçler ve yavru balıklar iyi birer seçim olacaktır. Ek olarak, belirtmek gerekir ki genç bir Aslan Balığını cansız yemlere alıştırmak, erişkin olanlara göre çoğunlukla daha kolay olur.

Hazır yemlere alıştığında, sıklıkla yiyecek için “yalvarmayı” öğrenir. Balığın aşırı yemlenmesinden kaçınılmalıdır. Obur bir balıktır ve sürekli beslenirse, çabucak büyüyecektir ve bu da balıkta sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına, yaşam süresinin kısalmasına ve akvaryum suyunda istenmeyen miktarlarda atık oluşmasına neden olur.

Aslan Balığına iri avlar veya büyük yem parçaları verilmemelidir çünkü raporlar, Aslan Balıklarının sindirim sistemlerinde besin çürümesi nedeniyle öldüklerini ortaya koymaktadır. Michaels'ın (1998) çalışmasına göre Aslan Balıkları, aşırı yediklerinde nadiren de olsa kendilerini öldürecektir. Ben böyle bir duruma şahit olmasam da Aslan Balıklarının kusma noktasına kadar yediklerini gördüm ve bu derece bir aşırı yemlemeden kaçınılması gerekir. Balığa büyük parçalar yerine çeşitli küçük parçaların sunulması ile, aşırı beslenmeyle ilgili sorunların önüne geçilebilir. Eğer bir Aslan Balığı, büyük bir av ile küçük bir av arasında tercih yapma durumunda kalırsa, normal olarak ilk önce daha küçük olanı yemeyi tercih eder. Doğada Aslan Balıkları her avlanmada bir ila on adet küçük veya orta büyüklükte av tüketir, sonrasında besinleri sindirmek üzere bir saklanma noktasına çekilir ve bu süreç tekrarlanır. Bu yüzden ben bir Aslan Balığının, haftada iki veya üç defa, karnı hafif şişecek şekilde yemlenmesini öneriyorum. Haftada üç defa beslenmesi, uygun gelişiminin sağlanması açısından yeterli olacaktır.

Güzel Yüzgeçler

Aslan Balıkları avcıdır, bu kadar basit. Avlandıkları için, vücut yapıları bu becerilerini desteklemek üzere gelişmiştir. Aslan Balığının en göz alıcı özelliklerinden biri göğüs yüzgeçleridir. Bunlar farklı büyüklüklerde olabilir ama gösterişli, renkli ve çok hareketlidirler. Aslan Balığı avını sinsice izlerken, göğüs yüzgeçlerini birkaç amaçla kullanır. Onları sık sık yanlara ve biraz ileriye doğru hareket ettirir ve bu sayede kilitlendiği kurbanına daha az endişe verici bir görünüş sergiler. Buna ek olarak yüzgeçlerini ileri doğru genişleterek bir set görünümü oluşturur ve kurbanının hareketlerini kısıtlayarak onu belli bir noktaya sürükler. İri Volitan Aslan Balıkları, akvaryum zemini boyunca saklı yiyecekleri ortaya çıkarmak amacıyla göğüs yüzgeçlerini kullanacaktır. Benzer şekilde, cüce Aslan Balığı türlerinde de avlanma sırasında yüzgeç hareketleri artar. Tüylü Cüce Aslan Balıkları, avlanırken sırt ve göğüs yüzgeçlerini aniden kıpırdatır. Fu Manchu Aslan Balığı, sırt yüzgecini öne ve arkaya doğru benzersiz şekilde, ritmik ve ardışık olarak oynatır ve avını yutarken sadece göğüs yüzgeçlerinin uçlarını titretir. Sırt yüzgeci hareketlerinin, avının dikkatini dağıtıp onu şaşırttığı ve Aslan Balığının avlanma becerisini artırdığı düşünülmektedir. Çoğu Aslan Balığı, ev akvaryumunun aydınlatması altında parlak renkli görünür. Ancak gün doğumu ve gün batımı gibi düşük ışığın olduğu durumlarda parlak renkli desenler, Aslan Balığının potansiyel ava daha az göründüğü kamufle olma özelliğine katkı sağlayan koyu ve belli belirsiz desenlere dönüşür. Göğüs yüzgeçleri ayrıca başka bir amaca hizmet eder: Aslan Balığı bir avcı tarafından tehdit edildiğinde, çoğunlukla bu yüzgeçleri olabildiğince açacak, zehirli dikenlerini hedefine yönlendirmek için başını avcıya doğru dönecek ve zorlu ve tehditkâr bir duruş sergileyecektir. Az sayıda Aslan Balığı türünde, göğüs yüzgeçlerinin iç kısmında koyu renkli göz noktaları yer alır ki bunlar açığa çıktığında, potansiyel avcının gözünü korkutur veya aklını karıştırır.

Uyumluluk

Karşılaştığım en yaygın sorulardan biri şudur: "Aslan Balığımla birlikte ne besleyebilirim?" Bunun karmaşık bir cevabı vardır. Akvaristler sıklıkla, aynı akvaryumda birden fazla Aslan Balığı beslemek ister; iki veya daha fazla bireyin aynı akvaryumda olmasında sakınca olmamasına rağmen, yakın akraba türler birbirleriyle kavga edecektir. Bu sorunun en çok, Tüylü Cüce Aslan Balığı ile Zebra Cüce Aslan Balığı arasında yaşandığını gördüm. Bu anlaşmazlıklar çoğunlukla solungaç kapaklarını açma, kafa sallama ve kovalama davranışlarından ibarettir ama pek çok defa bir iki ısırık da görülür. Eğer bir Aslan Balığı diğerine saldırmayı ısrarla sürdürüyorsa onları ayırmak gerekir, aksi hâlde güçsüz olan birey yem yemeyi kesecektir ve bu durumda ölebilir. İri ve cüce Aslan Balıklarını bir arada tutarken hesaba katılması gereken bir diğer durum, iri olanların küçük olanları yiyecek olmasıdır ve ben buna birkaç defa şahsen tanık oldum.

Aslan Balığının akvaryum arkadaşları seçilirken, dikkate alınması gereken hususlar vardır. Aslan Balığı, koca ağzına sığabilen herhangi bir balığı veya kabukluyu avlayacaktır. Aslan Balıkları zehirli olsa da diğer balıklar tarafından hırpalanmaya veya hatta yenilmeye karşı bağışık değildir. İri Yılan Balıkları, Kurbağa Balıkları ve Akrep Balıkları, doğada Aslan Balığını avlayan balıklardır. Michaels'a (1998) göre iri Melek Balıkları, Balon Balıkları ve Tetik Balıkları da Aslan Balığını hırpalayabilen balıklardır. Tetik Balıkları, Aslan Balığını öldüresiye, sırt yüzgecini tırtıklama özellikleriyle kötü şöhrete sahiptir. Ancak planktonla beslenen ve Aslan Balığına karşı daha uysal davranan Tetik Balıkları da vardır (Mavi Boğazlı Tetik Balığı, Xanthichthys auromarginatus; Pembe Kuyruklu Tetik Balığı, Melichthys vidua; Niger Tetik Balığı, Odonus niger vs.) ve ben bunların uygun balıklar olabileceğini düşünüyorum. Çoğu akvaryumun küçük boyutları nedeniyle Aslan Balığının, zehirli dikenleriyle akvaryum arkadaşlarına zarar verdiği bilinmektedir. Zehirlenme, birkaç nedenle ortaya çıkmaktadır: Aslan Balığı daha önceki bir saldırıya karşılık veriyor olabilir ve kasten balığa saldırır veya akvaryum arkadaşı, kazara zehirli dikene doğru yüzer. Aslan Balığı dikeni battığında, kurbanda iğnenin battığı yerde çoğunlukla doku bozulması olacak ve bu alan şişecek, kızaracak ve ölecektir. İğnenin battığı balıkta zehrin diğer etkileri, solunum hızının artması, strese girme, renk kaybı ve yüzmenin azalmasıdır. Birçok durumda ölüm gerçekleşecektir. Michaels'a (1998) göre yüksek dozda Aslan Balığı zehrine maruz kalan çoğu balık, otuz dakika içinde ölmektedir.

Hastalıklar ve Sağlık Problemleri

Aslan Balıkları dayanıklıdır ve iyi beslenirlerse ve onlar için yüksek su kalitesi sağlanırsa, neredeyse hiçbir zaman hastalığa veya parazite maruz kalmazlar. Aslan Balığını koruyan, kütikül adı verilen ince bir zarsı tabakanın bulunduğunu da belirtmek gerekir. Kütikül, sakin yapılı Aslan Balığını yerleşik organizmalardan koruma görevi üstlenir. Esasen Aslan Balığı, istenmeyen yolculardan kurtulmak için zaman zaman kütikülünü döküp yenisini oluşturacaktır. Dökülen kütikül, büyük beyazımsı lifli mukoza parçası şeklindedir. Kütikül dökülmesi ayrıca, Aslan Balığında uygunsuz sağlık işareti de olabilir; strese giren veya düşük su kalitesine maruz kalan aslan balığında kütikül dökme davranışı artacaktır. Aslan Balıklarında en yaygın olarak gördüğüm sorunlar yüzgeç aşınması (antibiyotiklerle tedavi edilebilen bakteriyel bir enfeksiyon), bulutsu gözler (yine bakteriyel bir enfeksiyon) ve dinoflagellatlardır (ateşrengi algler). Aslan Balığı beyaz benek hastalığına yakalanır ve bu durum, tuzluluğun artırılmasıyla tedavi edilebilir. Gözlemlediğim kadarıyla, açlık çekme ve çene kilitlenmesi, sağlık sorunlarına yol açan diğer durumlardır. İkisi de aniden ve çoğunlukla, akvaryum ortamına iyi uyum sağlamış sağlıklı balıklarda ortaya çıkar. Açlık çekme sorunuyla ilgili olarak, balık yem yemeyi keser ve birkaç hafta boyunca ne canlı ne hazır yemleri kabul eder. Açlık çekme çoğunlukla, uzun süreli olarak tek tip yem vermenin neden olduğu uygunsuz beslenmenin bir sonucudur. Bu beslenme; sindirim sisteminde tıkanmaya, beslenme yetersizliğine ve bir çeşit guatr hastalığına neden olabilmektedir. Çene kilitlenmesi, Aslan Balığının ağız yapısının açık konumda kalması şeklinde oluşur. Ben bunu birçok defa gözlemledim. Bu soruna yol açan durumlar belirsizdir ama balığın, avlanma sırasında kazara zemindeki kumları yuttuğunu veya ağzını kayalara vurduğunu gözlemledim ve bunlar, bu sorunun bir parçası olabilir. Bu sorunu yaşayan balık birkaç gün içerisinde ağzını tekrar kapatabilmektedir ama ağız yapısı bir daha asla eskisi gibi olmaz ve çeneleri sıklıkla yerinden çıkacaktır.

Aslan Balığı Sokması

Scorpaenidae familyasının tüm üyeleri sırt, anal ve karın dikenlerinde zehir bezleri taşır. Bu dikenlerin başlıca fonksiyonu, türdeş tehditlerine ve avcılara karşı defansif önlem oluşturmasıdır. Her bir dikenden gelen zehir miktarı, diken üzerine binen basınca ve dikenin doku içerisinde kalma süresine bağlıdır. Ev akvaryumlarında Aslan Balığı sokmaları nadiren de olsa görülür. Esasen, bir Aslan Balığı sahibi için sokulma ihtimalini artıran üç temel olay vardır. İlki, Aslan Balığının poşetten akvaryuma konulması veya bir akvaryumdan bir diğerine aktarılması sırasında gerçekleşir. Burada sokulmanızın nedeni, bu sırada elinizi savunma hâlindeki balığa dikkatsizce fazla yaklaştırmanızdır. Aslan Balığı tarafından sokulma ihtimalini artıran ikinci en yaygın durum, akvaryumun temizlenmesi sırasında oluşur. Aslan Balığı elinize hamle yapmayacak veya akvaryumda dönüp durmayacaktır ama elinizi ona yaklaştırdığınızda alarma geçer. Kayalar düzenlenirken veya camlar temizlenirken çoğunlukla saklanacaktır. Ancak oldukça meraklı bir balık olarak sizin yem verdiğinizi düşünebilir ve elinizin yakınına gelebilir, bu yüzden dikkatli olmalısınız. Son olarak da birtakım talihsiz durumlarda, Aslan Balığını akvaryumda bir köşeye sıkıştırabilir ve defansif tutum sergilemesine neden olabilirsiniz.

Sokulmak... Sizin de Başınıza Gelebilir

Genel olarak Aslan Balıkları oldukça barışçıldır, akvaryumu temizleyen veya su değişimi yapan bir akvaristle pek ilgilenmezler ama istisnalar da olabilir. Akvaryumumu temizlediğim bir gün, dip temizliği yaparken ve kayaları hareket ettirirken, parmaklarımı oynatıyordum. Benim tüm Aslan Balıklarım, onların önünde salladığım balık parçalarını yemeye alışkındır, bu yüzden birkaçının parmaklarımı yiyecek sanıp elime yaklaştığını tahmin ediyorum. Önce onları kışkışladım ama içlerinden biri ısrarcı çıktı ve geri döndü. Bu noktada, bir sonraki kayayı nereye yerleştireceğimi düşünüyordum ve pek dikkatli değildim; elim ve kolum suyun içindeydi ve koluma bir şeyin dokunduğunu hissettim. Refleks olarak elimi hareket ettirdim ve bu ani hareket, Aslan Balığının sırt dikenleri açık şekilde kafasını aşağı doğru hareket ettirmesine neden oldu. Açık konumdaki diken elime batıverdi. Hemen elimi sudan çıkardım, dikenin girdiği yere baktım ("Vay canına, hiç kan yok!") ve akvaryumu temizlemeye devam ettim. Yaklaşık otuz saniye sonra olan bitenin farkına vardım. Elime ve yukarıya bileğime doğru bir acı yayılmaya başladı ve sonrasında kesildi. İlk başta bir arı sokması şiddetindeydi ve sonraki beş dakikada acı yükselmeye başladı. Bu olay, Aslan Balığı zehirlenmesi durumunda ne yapılacağı ile ilgili çok az şey bildiğim 1990 yılında gerçekleşti. Acil servise gittim. Çok korkmuştum ama beni esas endişelendiren şey, doktorun Aslan Balıklarını veya Akrep Balıklarını hiç işitmemiş olmasıydı. Yine de yapılması gerekenle ilgili az çok bilgisi olduğundan, bana bir yaban arısı sokması tedavisi uyguladı. Dikenin battığı yeri güçlü bir kortikosteroid çözeltiyle temizledi ve bana güçlü bir antihistamin verdi. Acı, yirmi ila otuz dakika içerisinde sonlandı; sonra elim ara ara sızladı. Bu olay sonrasında üç gün boyunca elimin uyuşukluğu devam etti.

Bundan sonra iki defa daha budalaca sokuldum ve ikisi de tamamen benim hatamdı. Akvaryumun içine elimi sokup devrilmiş bir kayayı kavradığımda, saklanmış bir Aslan Balığının bir anda ortaya çıkabildiğini gördüm. Bu deneyimlerimden hareketle size söyleyebilirim ki bunun başınıza gelmesini kesinlikle istemezsiniz. Bu yüzden size tavsiyem: Sokulmayın! Her defasında bu balıklara karşı tetikte olun ve akvaryumun içerisinde ne zaman bir şey yaparsanız, Aslan Balıklarınızın nerede olduğuna dikkat kesilin ve onlardan sakının.

Sokulma Durumunda Yapılması Gerekenler

Eğer bir Aslan Balığı veya Akrep Balığı tarafından sokulursanız, ilk yapmanız gereken yarayı yirmi ila otuz dakika boyunca veya acı azalıncaya kadar kaynar olmayan suyla (43-45°C) sıcak tutmaktır. Michaels'a (1998) göre, bir saç kurutma makinesiyle yaraya ısı uygulamak da işe yarayacaktır. Kilit nokta ısıdır; Aslan Balığı zehri dayanıksız proteinler içerir ve ısı, kana karışmalarını önleyecek ve etki şiddetini azaltacak şekilde bu zehir proteinlerinin doğasını değiştirecektir. Kaynar su kullanmayın; kaynar suyun yol açtığı yanma çoğunlukla sokmadan daha çok acı verecektir. Aslan Balığı sokmasının en yaygın semptomları acı ve şişliktir. Ancak az sayıda insanın Aslan Balığı zehrine karşı alerjisi olabilir ve bu kişiler, eğer acı ve şişlik birkaç saat içinde gittikçe kötüleşirse derhâl bir sağlık kuruluşuna gitmelidirler.

Sonuç

Sadece balık akvaryumlarının gözdesi veya resif akvaryumlarının ilgi çekici parçası olarak görülen Aslan Balıkları, yıllar içerisinde ev akvaryumlarımızda önemli bir yer edinmiştir. Farklı büyüklüklere sahip türler, akvaristlerin farklı büyüklüklerdeki akvaryumlarda Aslan Balığı bakabilmelerine ve bu balıkların mistik güzelliklerinin keyfini çıkarabilmelerine olanak tanır. Aslan Balığı sahibi olmak, belli sorumlulukları beraberinde getirir ve bunlardan en önemlileri şunlardır: Uygun ve zengin içerikli yemler sunmak, uygun akvaryum arkadaşları seçmek ve iyi bir su kalitesi sağlamak. Ayrıca bu balıklara daima saygı duymak ve akvaryuma el sokulduğunda tetikte olmak da önemlidir. Uzun vadeli olarak bir Aslan Balığına bakmaya karar verdiğinizde, okyanusların en tepedeki avcılarından birini canlı canlı görmenin heyecanı ile ödüllendirileceksiniz. Bunlar, uzun ömürlü ve köpek benzeri bir kişiliğe sahip balıklardır.


Çevirmen: Anıl Altın
Kaynak: reefkeeping.com
İlgili makale: Aslan Balığı, Av Sırasında Üfleyip Püflüyor

9 Nisan 2016 Cumartesi

Deniz Akvaryumlarında pH ve Baziklik

Tuzlu su akvaryumunda pH (Power of Hydrogen - Hidrojen Gücü) seviyeleri ve baziklik, önemli unsurlardır. Bu, mevsimlik akvaryum kuran akvaristlerin bile düşünmesi gereken önemli bir konudur. Bir resif akvaryumunda deniz yaşamının sürdürülmesi, ağırlıklı olarak sabit pH aralığına bağlıdır.

Basit bir dille pH esasen sudaki asidiklik veya baziklik ölçüsüdür. 7, ne asidik ne bazik, nötr pH olarak değerlendirilir. 7’nin üstündeki herhangi bir ölçü bazik, altındaki herhangi bir ölçü ise asidik olarak görülür.

Genel olarak 8,1 ile 8,4 arasındaki pH seviyeleri tuzlu su akvaryumlarında kabul edilebilir değerlerdir. Ancak resif akvaryumları biraz daha hassasiyet taşır ve bu akvaryumlarda optimum pH seviyelerinin biraz daha yüksek olmasına ihtiyaç duyulur. Resif akvaryumu içerisinde pH seviyesinin düşmesine normal olarak katkı sağlayan belli faktörler vardır. Akvaryuma asidik maddeler eklemek, suyu doğal olarak daha asidik yapacaktır. Bu asidik maddeler esasen akvaryum içerisindeki yerleşik yaşamın doğal şekilde ürettiği şeyler olabilir. En önemli asidik maddelerden bazıları şunlardır: Karbondioksit, nitrik asitler ve organik asitler. Karbondioksit, balıkların solunum süreci sonucunda düzenli olarak suya salınır. Akvaryumda yetersiz gaz değişimi söz konusuyken, suda aşırı karbondioksit birikir. Biyolojik filtrasyondan kaynaklanan nitrifikasyon, akvaryumda nitrik asit birikmesine neden olur. Balıkların oluşturduğu metabolik atıklar ise suda organik maddelerin birikmesine yol açar. Eğer bu atıklar kısa sürede temizlenmezse, su daha asidik hâle gelir.

Tuzlu su tüm bu katkı sağlayan unsurları içerisinde barındırır. Peki öyleyse tuzlu su, balıklara uygun şekilde neden asidik olmaz? Cevap basittir: Tuzlu su; kalsiyum, karbonat, borat ve bikarbonat gibi çokça doğal tampon içerir. Bu tamponlar suyun pH’ını yukarı çeker ve asidik bileşenlerin etkilerini nötralize eder.

Suyun bazikliği, sudaki kalsiyum sertliği anlamına gelir. Bu, asit eklendiğinde çözeltinin pH’ının sürdürülebildiği derecedir. Yüksek baziklik, hızlı pH değişimlerini önler. Deniz suyu açısından doğal tamponların miktarı, bazikliği belirleyecektir. Akvaryumda tamponlar doğal şekillerde bulunmaz. Akvaryumda pH’ın, sabit ve istenilen sınırlar içinde kalmasını sağlamak üzere her gün kontrol edilmesi gereklidir. Eğer akvaryumdaki pH düşmeye başlarsa, kullanılan tamponlar azalıyor demektir. Bu sorunun hızlı çözümleri vardır. En kolay yöntem, suya biraz sodyum bikarbonat eklenmesidir. Akvaryumcularda da birkaç tamponlayıcı ürün satışa sunulmaktadır.

Akvaryuma yüksek miktarlarda kimyasal ve ticari ürün eklenmesi önerilmez. Akvaryumda oluşan asidikliği azaltmada test edilmiş ve onaylanmış yöntem, su değişikliği yapılmasıdır. Düzenli su değişiklikleri, resif akvaryumlarında pH’ın kontrol altına alınmasının en etkili yoludur. Bir sonraki en etkili yöntem, akvaryumdan tüm balık atıklarının ve döküntü maddelerin alınmasıdır. Bu ayrıca zaten su değişikliği ile de yapılan bir uygulamadır. Su değişikliği ile sudaki doğal tamponlar yenilenir ve suya eser elementler eklenir. Suya tamponlayıcı madde eklerken, bunların önce tatlı suda tamamen temizlenmesi gereklidir.

Eğer bir resif akvaryumunda pH ölçüsünde şiddetli dalgalanmalar oluyorsa, bu durum belli su parametrelerinin akvaryumdaki yaşamın tehlikeye soktuğunu gösterir. Akvaryumdaki pH dengesinin belirlenmesine yardımcı olan pH ölçüm kitlerinin kullanılması, tüm resif sistemleri için bir zorunluluktur.


Çevirmen: Anıl Altın
Kaynak: aquaticcommunity.com
İlgili makaleler: 1) pH Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
2) Akvaryumda Su Değişimi Yapmanın Önemi